Şerefe Nedir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme
Şerefe… Bu kelime belki de çoğumuz için sadece bir kadeh kaldırma anı ile özdeşleşmişken, dilin derinliklerinde başka anlamlar da barındırıyor. Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre “şerefe” kelimesi, genellikle içki içerken söylenen bir sözdür ve “sağlık, mutluluk, başarı” dileği anlamını taşır. Fakat bu kelimenin toplumsal anlamları, onu çevreleyen geleneksel anlayışlar ve bu anlayışların toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle ilişkisi, çok daha karmaşıktır.
Bu yazımda, şerefe kelimesini sadece geleneksel bir kutlama sözü olarak ele almayacak, sokakta gördüklerimden, toplu taşımada, işyerinde ve sosyal hayatın çeşitli alanlarında gözlemlediklerimden hareketle, şerefe’nin toplumsal cinsiyet ve sosyal eşitlik bağlamındaki anlamını irdeleyeceğim.
Şerefe: Bir Toplumsal Ritüel ve Simgesel Dönüşüm
Şerefe, bir anlamda insanların birlikte kutlamalar yaptığı, sevinçlerini paylaştığı, bazen de dertlerini unuttukları anlarda söylediği bir kelimedir. Ancak, bu kelimenin arkasındaki ritüel, her zaman aynı değildir. Şerefe sözü, tarihsel olarak erkekler tarafından çok daha fazla sahiplenilmiş, kadınların katılımı çoğu zaman sınırlanmıştır. İstanbul’un sokaklarında, bir kafede ya da restoranda kadeh kaldırırken, çoğu zaman karşımızda sadece erkekleri görürüz. Kadınlar çoğunlukla kenarda bekleyen, kutlamaya katılmayan, ya da “saf” kabul edilen kişiler olarak tasvir edilir.
Bir örnek: Bir gün işyerinde patronumun doğum günüydü ve iş arkadaşlarımızla kutlama yapmak için hep birlikte bir restorana gitmiştik. Ortama ilk adımımı attığımda, erkeklerin birbirlerine şerefe diyerek kadeh kaldırdığını gördüm. Kadınların çoğu ise sessizce etrafa bakıyor ve bir köşeye çekilmişti. Bu, gözlemlerim arasında dikkatimi çeken bir diğer önemli noktadır. Şerefe, sadece kutlamayı değil, aynı zamanda toplumsal rollerin pekişmesini de simgeler.
Toplumsal Cinsiyet ve Şerefe: Bir Ayrımın Arkasında
Şerefe kelimesinin toplumsal cinsiyetle ilişkisini tartışmak, aslında bir toplumsal yapının nasıl işlediğini anlamaya çalışmakla ilgilidir. TDK’deki anlamıyla şerefe, sadece bir kutlama değil, aynı zamanda toplumsal normları, cinsiyet rollerini ve farklılıkları pekiştiren bir ifade olarak öne çıkıyor. Örneğin, çoğu zaman şerefe denilen anlarda, kadının varlığı sadece bir gözlemci olarak kabul edilir. Erkekler birbirlerine şerefe derken, kadınlar ya bu kutlamadan dışlanmış ya da bu tür ritüellere katılımda kendilerini rahat hissetmemişlerdir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği, bu tür geleneksel ritüellerin ve simgelerin dönüştürülmesini gerektiriyor. Bu konuda İstanbul’daki bir sosyal etkinlikte yaşadığım bir deneyimi örnek vermek gerekirse, katıldığım bir seminerde “şerefe” ve benzeri kutlama geleneklerinin, kadınların toplumsal alandaki yerine nasıl etki ettiğini tartışmıştık. Birçok kadın katılımcı, bu tür ritüellerin kendilerini dışlanmış hissettirdiğini ve bunun da toplumsal cinsiyet eşitsizliğini perçinlediğini dile getirdi.
Çeşitlilik ve Şerefe: İçeceklerin ve Kimliklerin Kavşağında
Toplumsal çeşitlilik bağlamında şerefe, birçok farklı kimliğin, inancın, kültürün bir arada buluştuğu ve kendini ifade ettiği bir alan olabilir. Fakat bu çeşitliliğin aynı şekilde kutlanıp kutlanmadığı sorusu, toplumsal eşitlik açısından önemli bir meseledir. Örneğin, şerefe kelimesi, Batı toplumlarından alınan alışkanlıklarla daha çok içki kültürüne dönük olarak belirginleşmiş olabilir. Ancak, bu kültürün farklı kimlikler üzerindeki etkisi, her zaman eşit olmayabiliyor.
Bir başka gözlemim, toplu taşıma araçlarında sıkça rastladığım farklı kimliklerden gelen bireylerin bu kutlamalara bakış açılarıyla ilgiliydi. Aynı kafede kadeh kaldıranlar ile bir otobüste birbirine bakarak gülümseyen iki farklı insan grubunun, şerefe kelimesine bakış açıları aslında toplumsal çeşitliliği gösteriyor. Kimisi için şerefe, bir tür kimlik kutlamasıyken, kimisi için sadece geleneksel bir ifade olabilir.
Sosyal Adalet Perspektifinden Şerefe
Sosyal adalet perspektifinden şerefe, toplumsal eşitsizliklerin ve sınıfsal ayrımların vurgulandığı bir kavram olabilir. Çoğu zaman, şerefe kelimesi elit bir kültürün parçası olarak kabul edilebilir. Yüksek sınıf, genellikle pahalı restoranlarda şerefe diyerek kutlama yapar; bu kutlamalar çoğu zaman toplumsal statüleri ve gelir farklarını da gözler önüne serer. Bu, aslında kutlamanın evrensel bir insanlık hali olmaktan çıkarak, sınıf farklarının derinleşmesine yol açan bir araç haline gelebilir.
Toplumda daha düşük gelirli grupların kutlama alanlarında ise, şerefe daha farklı bir biçimde ifade edilir. Bir kahvehanede veya sokak arasındaki bir dükkânda, şerefe genellikle basit ve sade bir kutlama olarak görülür. İstanbul’daki farklı semtlerde buna tanık oldum. Kendi çevremde, şerefe demek için bile önceden belirlenmiş sosyal kurallar vardı. Yoksul semtlerde insanlar genellikle basit ve samimi kutlamalar yaparken, zengin semtlerdeki kutlamalar, “şerefe” demek için geleneksel kurallara uymayanları dışlayan bir hale dönüşebiliyordu.
Sonuç: Şerefe ve Değişen Toplumsal Yapılar
Şerefe, dilsel olarak basit bir kutlama ifadesi gibi görünse de, içinde çok derin toplumsal yapıları barındırır. Kadın ve erkekler arasındaki eşitsizlik, toplumsal cinsiyetin nasıl şekillendiği, çeşitliliğin ve kimliklerin kabulü, ve sınıfsal farklılıklar, şerefe’nin sadece bir kelime değil, toplumsal yapıları inşa eden bir ritüel haline gelmesine yol açar.
Gözlemlerim ve deneyimlerim, şerefe’nin daha fazla dahil edici, eşitlikçi ve çeşitliliği kutlayan bir anlam taşıması gerektiğini gösteriyor. Kadeh kaldırırken herkesin, kimliğine ve geçmişine saygı gösterildiği, tüm katmanlarıyla kabul edildiği bir toplumsal düzen, daha adil ve eşitlikçi bir dünya kurmanın ilk adımlarından biri olabilir. Bu değişimi sağlayacak olan da, sokakta, işyerlerinde ve toplumsal hayatın her alanında farkındalığı artırarak şerefe’yi daha kapsayıcı bir şekilde kullanmak olacaktır.