Kapadokya soğanı nasıl tüketilir? sorusuyla başlayan bir dönüş yolculuğu
Bazen insanın hayatında küçük bir şey, bütün geçmişini çekip önüne koyar. Benim için bu, bir soğan oldu. Evet, kulağa tuhaf geliyor ama “Kapadokya soğanı nasıl tüketilir?” diye sorduğum gün, aslında kendi içimde yıllardır kaçtığım bazı duygularla yüzleşmeye başlamıştım.
Kayseri sokaklarında büyürken soğan bizim evde hep vardı. Ama Kapadokya tarafında yetişen o iri, tatlımsı, aroması güçlü soğanı ilk kez gördüğümde içimde garip bir şey kırıldı. Sanki çocukluğumun mutfağıyla bugünkü hayatım arasında ince bir çizgi vardı ve o çizgi bir anda görünür olmuştu.
Kapadokya tarafına yaptığım ilk yolculuk aslında planlı değildi. Bir arkadaşımın davetiyle gitmiştim. Ama o gün ne peri bacaları aklımdaydı ne balonlar… Ben sadece pazar yerinde gördüğüm o büyük, hafif parlak soğanların peşine takılmıştım.
Kapadokya soğanı nasıl tüketilir? sorusunu ilk kez orada duydum
Pazar yerinde yaşlı bir üreticiye yaklaşmıştım. Elindeki soğanları tartarken ona sadece şunu sordum: “Bunlar nasıl yenir?”
Bana bakıp gülümsedi. Sanki sorum çok basit ama cevabı çok katmanlıydı.
“Evlat,” dedi, “bu soğanı nasıl tükettiğin değil, nasıl hissettiğin önemli.”
O an anlamamıştım. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, o cümle içimde yıllardır yankılanıyor.
Kapadokya soğanı sadece bir sebze değil. Toprağın sertliğiyle, güneşin yakıcılığıyla ve kuraklığın sabrıyla büyüyen bir şey. O yüzden onu tüketmek de sıradan bir yemek eylemi gibi değil.
İlk deneme: Çiğ soğanın sert yüzü
İlk denememi o akşam yaptım. Arkadaşımın evinde basit bir sofra vardı. Salata hazırlanmıştı. Kapadokya soğanını ince ince doğradım ve çiğ halde yedim.
İlk ısırıkta gözlerim doldu.
Sadece acıdan değil.
Bir şeyler bana çocukluğumu hatırlattı.
Evde annemin mutfağa girişi, tencerelerin sesi, babamın sofraya otururken sessizliği…
Ama o soğanın asıl etkisi duygusaldı. Çiğ haliyle Kapadokya soğanı, insanı doğrudan yüzleştiriyor. Saklanacak bir tarafı yok.
O gece “Kapadokya soğanı nasıl tüketilir?” sorusunun cevabının sadece yemek tarifi olmadığını anladım. Bazen çiğ yenir, evet. Ama bazen insanın içine işler.
Kapadokya soğanı nasıl tüketilir? pişmiş haliyle değişen hafıza
Bir hafta sonra Kayseri’ye döndüğümde denemeye devam ettim. Bu kez annemle mutfaktaydık.
Soğanları doğradık, zeytinyağında yavaş yavaş çevirdik. O koku mutfağa yayılırken annem bir anda sustu. Sonra dedi ki:
“Bu soğanlar farklı kokuyor.”
Haklıydı.
Pişince Kapadokya soğanı bambaşka bir şeye dönüşüyor. Sertliği gidiyor, yerini hafif bir tatlılığa bırakıyor. Bu haliyle yemeklere derinlik katıyor.
Kavrulmuş soğan ve evin sessizliği
O gün mutfakta uzun süre sessiz kaldık. Annemle konuşmadık ama konuşmuyor olmamız garip gelmedi.
Soğan kavruldukça, sanki evin içindeki bazı eski kırgınlıklar da yumuşuyordu.
Ben o sırada şunu düşündüm: İnsan ilişkileri de böyle mi? İlk başta sert, sonra zamanla tatlanan şeyler mi?
Kapadokya soğanı nasıl tüketilir? sorusu o anda başka bir şeye dönüştü. Belki de “insanlar nasıl değişir?” sorusuna.
Fırında Kapadokya soğanı: sabrın sınandığı an
Bir süre sonra internetten farklı tariflere bakmaya başladım. En çok dikkatimi çeken şey fırında pişirilen soğanlardı.
Soğanları bütün halde fırına koyuyorsun. Üzerine biraz zeytinyağı, tuz… Hepsi bu.
Ama beklemek gerekiyor.
O bekleme süresi bana hep zor gelir. Çünkü hayatım hızlı akarken bir şeyin yavaş pişmesini izlemek sabrımı test eder.
Ama o gün kendime söz verdim.
Fırının önünde oturdum.
Dakikalar geçti.
Ve soğanlar yavaş yavaş yumuşamaya başladı.
Fırında pişen soğan ve içsel değişim
Benzer Bir Yazı: Gemileri karadan yürüten paşa kimdir ?
İlginizi Çekebilecek İçerik: Kahvaltıda karabuğday nasıl tüketilir ?
Fırından çıkan Kapadokya soğanı artık tamamen farklıydı. Dışarıdan bakınca hâlâ aynıydı ama içi değişmişti.
İşte o an kendime şunu itiraf ettim: Ben de değişiyorum.
Hayal kırıklıklarım var.
İş hayatında beklediğim şeyler olmamıştı.
Bazı arkadaşlıklar uzaklaşmıştı.
Ama yine de içimde bir yer yumuşuyordu.
Kapadokya soğanı nasıl tüketilir? geleneksel yemeklerdeki yeri
Bir süre sonra araştırdıkça gördüm ki Kapadokya soğanı sadece tek başına tüketilmiyor. Bölge mutfağında birçok yemeğin temelini oluşturuyor.
Soğan dolması, et yemekleri, kebaplar… Hepsinde bir şekilde yer alıyor.
Özellikle soğan dolması yapıldığında, soğanın içi oyulup baharatlı harçla dolduruluyor. Bu bana hep metafor gibi geldi.
İnsan da bazen içini doldurur.
Soğan dolması ve aile sofraları
Bir pazar günü teyzemlerde soğan dolması yapıldı. Aile kalabalıktı.
Masada otururken bir anda çocukluğumun kokusu geldi burnuma. Ama nedenini hemen anlayamadım.
Sonra tabağıma düşen soğan dolmasına baktım.
Ve içimden bir şey koptu.
Çünkü o yemek sadece yemek değildi. Geçmişin bir devamıydı.
Kapadokya soğanı nasıl tüketilir? turşu ve günlük hayat
Zamanla öğrendim ki Kapadokya soğanı sadece sıcak yemeklerde değil, turşu olarak da tüketiliyor. Küçük küçük doğranıp sirkeyle bekletiliyor.
Turşu hali daha keskin ama daha kalıcı.
Hayatımın zor dönemlerinde hep turşu soğan yedim gibi hissettim. Çünkü bazı duygular da keskin ama kalıcı oluyor.
Turşu soğan ve sabır ilişkisi
Turşu yapmak zaman ister. Beklemek gerekir. Aynı fırındaki soğan gibi.
Ben de o dönem iş arıyordum.
Başvurular yapıyor, cevap bekliyordum.
Ve her bekleyişte turşu kavanozunu düşünüyordum.
Bir şeylerin olgunlaşması gerekiyordu.
Bugün “Kapadokya soğanı nasıl tüketilir” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Kusu ile daha fazla içerik için takipte kalın!
Kapadokya soğanı nasıl tüketilir? sorusunun bende bıraktığı iz
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: Kapadokya soğanı sadece bir gıda değil, bir hatırlatıcı.
Çiğ haliyle yüzleştiriyor.
Kavrulmuş haliyle yumuşatıyor.
Fırınlanmış haliyle sabrı öğretiyor.
Turşu haliyle beklemeyi anlatıyor.
Ve ben her birinde kendi hayatımın başka bir versiyonunu görüyorum.
Bir soğanın öğrettiği şey
İnsan bazen büyük dersleri büyük olaylardan öğrenmiyor.
Bazen bir pazar tezgâhında gördüğün soğan, sana hayatın ne kadar katmanlı olduğunu anlatıyor.
Kapadokya soğanı nasıl tüketilir? sorusu artık benim için bir tarif değil.
Bir yolculuk.
Bir yüzleşme.
Ve en önemlisi, kendimi anlamaya çalıştığım bir süreç.